• EN This post is only available in Turkish.

Boğaziçililerin Erişimi Engellenmiştir

Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi ve ben de bu okulun öğrencilerinden biriyim. Üniversitemizin başarılarının ve sosyal etkinliklerinin yanı sıra, ünlü olduğu özel okula benzer ücretlendirmeleri ve internet bağlantı kısıtlamaları gibi çeşitli farklı özellikleri var.

Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi ve ben de bu okulun öğrencilerinden biriyim. Üniversitemizin başarılarının ve sosyal etkinliklerinin yanı sıra, ünlü olduğu özel okula benzer ücretlendirmeleri ve internet bağlantı kısıtlamaları gibi çeşitli farklı özellikleri var.

Boğaziçi Üniversitesi’nin internet altyapısını ayakta tutma görevini üstlenen yapısı BİM, yani Bilgi İşlem Merkezi. Boğaziçi Üniversitesi yurdunda kalan bir öğrenciyseniz, BİM hakkında hiç de güzel hisler taşımazsınız. Çünkü son 5 yıldır yürürlüğe soktuğu yeni uygulamalarla, “hiç internet verme, en azından var diye bilmeyiz” dedirtir.

İsterseniz son 5 yılda neler neler yaptılar bir bakalım. Haklı olduğu yerde hakkını da verelim, ama eleştirimizi de yapalım.

Dosya Paylaşım Uygulamalarının Kaldırılması

Öncelikle okulun dev ortak dosya alanını kaldırdılar. Sonuçta orada film ve müzik gibi paylaşımlar yapılıyordu ve tabii ki bu yasal değil. Okul da en nihayetinde devlete bağlı bir kurum olduğu için buna daha fazla izin vermemesi çok doğal. (Ahh ah o günler ne günlerdi, filmler vizyona girmeden önce izlerdik. Filmi seç ve direk izlemeye başla, harikaydı pek tabii…)

Öğrenciler bir süre “Paylaşılmış Dosyalar"la idare ettikten sonra, DCler açtılar. İki adet DC vardı ve herkes elindekini paylaşırdı. Torrentler de açık olduğu için dışarıdan da rahatlıkla beslenirdi, güzel bir paylaşım ortamı vardı.

Ve internet altyapısının böylesi bir paylaşıma dayanmadığını iddia edilerek DCler kaldırıldı, açmaya kalkanlar hakkında hiç iyi işlemler yapılmayacağının bilgilendirmesi yapıldı.

DCler’den sonra elimizde sadece Torrentler kaldı, bir de RapidShare paylaşımları. Saniyede 3-4 mb’lık indirme kapasitesi ile oldukça verimli kaynaklardı Torrentler. Biz uyurduk, bilgisayarlarımız Torrent’ten dosya çekerdi.

Ve bir gün bir uyandık Torrentler kapatılmış, RapidShare erişimlerimiz kısıtlanmış. İşin daha da komik tarafı internete girebiliyoruz gibi gözüküyordu ama giremiyorduk çünkü indirme hızımız 30kb/sn’ye çekilmişti.

Düşünebiliyor musunuz 30 kb/sn? Bildirgeç gibi bir sitenin şuanki arayüzü az önce YSlow ile ölçtüm, 1153kb geldi. Basit bir matematik hesabı ile 40sn’de falan açılıyordu. Zaten böyle bir bağlantı ile Torrentleri falan ekstradan engellemenize gerek yoktu, çünkü zaten bir şey inmezdi.

Şikayet epostaları attık (ancak eposta atabiliyorduk zaten), dilekçeler yazdık ve zarzor 60kb/sn’ye yükselttiler. Uzunca bir süre böyle gitti.

Akla Zarar Ping Süreleri

Sonra daha da ilginç bir işleme imza attılar ve bizlere “Boğaziçi Üniversitesi Kablosuz Ağını Kullanma Sözleşmesi” imzalattılar. MAC numaralarımızı (fiziksel ip) da alıp bin türlü kısıtlamayı önümüze sundular. Bu sözleşmeden sonra bir “devrim” (!?!) yapıp indirme kapasitesini de 120kb/sn’ye çıkardılar, ama unuttukları bir şey vardı ki ping süresinin 120ms olduğu bir sistemde (ki az önce Amerika ile test ettim, 210 ms çıktı) indirme kapasitesini isterseniz 100mb/sn’ye çıkarın internete bağlanmak zulüm olur.

Ping nedir derseniz, karşı tarafın isteğinize cevap verme süresidir. Sizin her isteğinizin iletilmesi 120ms sürüyorsa o interneti beklemekten kafayı yersiniz. İdeal süre 50ms’nin altında olmasıdır.

Ping süresini uzun tutmalarının temelinde de bir engelleme isteği mevcut. İnternet online oyun oynamak isterseniz aldığınız ve verdiğiniz veri boyutu çok azdır ama bu noktada ping süreniz önem kazanır. Ping süreniz 120ms ise sürekli oyun takılır, siz de oyun arkadaşlarınız da çıldırır.

Kablosuz Ağ Kimlik Doğrulama Sistemi

Ve son olarak Perşembe günü, tüm kısıtlamalar yetmemiş anlaşılan, yeni bir uygulama daha başlattılar: Kablosuz Ağ Kimlik Doğrulama Sistemi.

İmzaladığımız sözleşmeler yetmemiş, şimdi de internete girmek için yukarıdaki işleme tabii tutuluyoruz. Yukarıdaki işlemin beni delirten, BİM’e sövdüren, bana bu yazıyı yazdırtan bir özelliği daha var; internet bağlantınız süre kısıtlamalı. Evet yanlış duymadınız! Paylaşım kaynakları, indirme kapasitesi ve cevap verme süresi kısıtlamalarından sonra internet bağlantımızın süresine de kısıtlama konmuş.

Sisteme giriş yaptıktan belli bir süre sonra (henüz tam olarak ölçmedim ama sanırım iki saat), bağlantınız kesiliyor ve tekrar bu giriş sayfasına yönlendiriliyorsunuz.

Ne kadar harika bir hizmet değil mi? Tam Türkiye standartlarında (bkz: zilyon tane engellenmiş site…).

Sözün Özü

Ey BİM sana sesleniyorum!
Şu akıllara zarar kısıtlamalarla uğraşmak yerine, internet altyapısını nasıl güçlendirebileceğin konusunda çalışmalar yap.
Şuan ki internet erişimimiz Türkiye’deki ortalama bir ADSL’den daha kötü durumda, diğer üniversiteler içinde ise tam anlamıyla yüz karasıyız. Ve sen ey BİM, bunlardan sorumlu olan birim sensin…
Sesimiz çıkmıyor, susuyoruz diye bunların hepsini kabul ettiğimizi mi sanıyorsun?
Yanılıyorsun!…
Ve hatırlatmak istiyorum ki, bu seslenişin devamı gelecek…
Dertliyiz Bunu Bil…

Boğaziçiliyiz, Kısıtlanmayız…


Not: Bilgi İşlem Merkezi (BİM) ile de bu konuyla ilgili eposta yazışmalarım oldu. BİM’in bu uygulamaları yaparken bize hiç bilgi vermemesi, neden yaptıklarını açıklamaması ve bizimle iletişim kurmaması beni çok sinirlendirdiği için, epostalarımda biraz sert bir üslup kullandım. BİM’den gelen cevaplar da aynı şekilde sert ve saldırgan bir üsluba sahipti.

comments powered by Disqus